ANASAYFA BİLGİ BANKASI RÜYA TABİRLERİ SAĞLIK BİLGİLERİ ÖZLÜ SÖZLER KİTAP LİSTESİ İNGİLİZCE SÖZLÜK ZIT ANLAMLI SÖZCÜKLER
Üye Girişi Üye Ol Künye Reklam İletişim  
Haber Ara    




  KÖŞE YAZILARI  |    GÜNDEM  |  SİYASET  |  EKONOMİ  |  SAĞLIK  |     RESİM GALERİSİ  |    VİDEOLAR  |    MİLLİ MÜCADELEDE İLK KURŞUN DÖRTYOL KARAKESE  |
Milli Mücadelede İlk Kurşunu Karakese'de Atılmıştır
 
 
|
|
|
|
|
|
MİLLİ MÜCADELEDE İLK KURŞUN VE KARAKESE
                  
                   1. Dünya Savaşı'nın sona ermesi ve Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasının  ardından, yöreden göç ettirilen Ermenilerin,  Fransızların desteğinde  geri döneceği ve yöreyi işgal edeceği söylentileri yayılmıştı.
                   Nihayet  11 Aralık 1918'de Dörtyol'u işgal eden Fransızlar,  bu işgalde  dört yüz Ermeniden oluşan bir Fransız taburundan faydalanmışlardır. Bu işgal birliklerine  bağlı askerler, Türklere ait on iki evi basarak eşya ve paralarını gasbetmiş, bir  kadını boğazından yaralamış ve Osmanlı jandarmasını kasabadan çıkarmışlardı.
                   İşte Ermeni şiddet hareketlerinin daha önceleri Türkler arasında yol açtığı hoşnutsuzluk, Ermenilerin Fransızlar desteğinde  bölgeyi işgal edeceği söylentilerinin  yayılması ve gerçekten de, Fransızların işgal sırasında  Fransız askeri üniforması giydirdikleri  Ermenilere, işgal  kuvvetleri arasında yer vermeleri  ve bunların  işgalle birlikte hareket,  gasp,  yaralama olaylarına girişmeleri, Türklerin, Ermenilerle birlikte Dörtyol,Adana ve havalisini işgal eden Fransızlara da sert tepkiler göstermesine yol açmıştır. Fransızlar,  işgalden  sonra, daha  önce Suriye ve Lübnan'a  göç ettirilen Ermenileri, Dörtyol'a ve  yörenin diğer şehirlerine  naklederek  yerleştirdiler. Az  zamanda  Dörtyol'a yerleştirilen Ermenilerin  sayısı on  iki  bin  kişiye ulaştı.
                   Kısa zaman sonra, Dörtyol  ve  yakınlarına yerleştirilmiş  olan sivil  Ermeniler de, Fransız işgal kuvvetlerinden  cesaret ve  destek alarak,  Dörtyol civarındaki  köylere baskınlar düzenlemeye başladılar. Bunların  yaptığı zulümlerden  ve işkencelerden bıkan ve endişe içinde sıranın kendilerine geleceği  günü bekleyen Dörtyol'a bağlı  Özerli Köyü  halkından  Hacı Hüseyin Oğulları'ndan  Emin Hoca başkanlığında üç kişilik bir heyet de, bölgenin İngiliz Komutanlığına müracaat etti.  Heyet, köylerinin ve çevrenin, Fransızlar ve  özellikle Ermeni  zulmünden  korunmasını istedi. Bunun üzerine, İngiliz Komutanlığı, Hintli Müslümanlardan oluşan bir müfrezeyi  Dörtyol'a gönderdi. Bu müfreze,  asayiş ve  sükuneti geçici bir zaman  için sağlamayı başardı. Fakat,  bir süre sonra, Fransızlar ve  Ermeniler, Özerli Köyü'ne  saldırdılar ve halka hakaret ettiler. Bu  kötü tutum ve hakaretlerine  tahammül  edemeyerek  karşı  koyan Özerli  Köyü  İhtiyar Heyeti'den  Muhtar Şeyhmuzzade  (Şeyh Musazade),   Mehmet Ağa  ile üye Abdülkadir Ağazade Yusuf Ağa'yı  elleri bağlı olarak, Fransız  işgal  komutanının  kapısı önünde süngü ile şehit ettiler. Ayrıca Ermeniler, Türklere ait  hayvanlara el  koyarak, zorla götürmek istediler. Buna katlanamayan Ömer Hoca Oğlu Mehmet Çavuş  (Mehmet KARA), kavga yapar, Karakese Köyü'ne kaçar. Ermenilerin  bu olayı Fransızlara bildirmesi üzerine, sayıca daha fazla  bir müfreze  ile Karakese Köyü'ne  taarruza geçen Fransız ve Ermenilere karşı köylüler taştan kurdukları barikatla yolu kapatarak ve silahla  ateş açarak karşı koydular. ''İlk Kurşun'u'' sıkan ve ''Ateş'' emrini veren Ömer Hocaoğlu Mehmet Çavuş'tur. Beklemedikleri bu mukavemet karşısında şaşkına dönen  Fransızlar, Dörtyol'daki karargahlarına çekilmek zorunda kaldılar  (19 Aralık 1918).
                  Yakın zamana kadar Milli Mücadele'de  ''İlk Kurşun'un '' İzmir'in işgali sırasında Hasan Tahsin (Asıl adı Osman Nevres)'in Yunanlılara attığı kurşun,Milli Mücadele'nin İlk Kurşunu olarak biliniyordu. Son yıllarda yapılan araştırmalarda,  Milli Mücadele'de düşmana karşı  sıkılan ''İlk Kurşun'un,(İzmir'in 15 Mayıs 1919'daki Yunanlılara sıktığı ilk kurşundan 5 ay önce) Dörtyol'da 19 Aralık 1918'de Mehmet Çavuş (Mehmet KARA) tarafından atıldığı ortaya çıkmıştır.
                    Bu çarpışmaların ardından Dörtyol'a dönen Fransız askerleri, Jandarma Komutanı Teğmen Hasan'ı  sebepsiz olarak ağır şekilde yaraladılar.
                    Dörtyol civarındaki Çaylı Köyü'nde Mehmet (Osmanoğlu lakaplı) oğlu Mustafa da  Kurtkulağı Köyü'nde şehit edildi. Bu ve buna benzer  haksız  davranışların  devamı, Türk halkını direnişe sevketti.                       Yöre halkı canını ve namusunu kurtarmak için her türlü imkanını kullanarak silah satın almaya başladı.Kara Hasan da Fransızlardan  kardeşinin intikamını almak için Kuzuculu Köyü'nde bir teşkilat kurarak direnişe geçti. Mal  ve hayvanlarını satarak  silahlanan  yöre  insanları da Kara Hasan'a katıldılar. Böylece, zamanla sayısı 300-400'e  varan bir  milli teşkilat ortaya çıktı.1919 yılı başlarında harekete geçen  Kara Hasan Paşa ve çetesi de, Türkiye'de  işgal güçlerine karşı milli direnişi ilk başlatan teşkilat olmuştur.
                   Kara Hasan'a halk ''PAŞA'' unvanını verir. Çetesi de ''Kara Hasan Paşa Çetesi'' olur. Kara Hasan Paşa artık Fransız ve Ermenilerin korkulu rüyası olmuştur.Kara Hasan Paşa,
halkın dilinde bir milli kahramandır artık. Çetesi ile Gavur Dağları, Antakya, Adana, Maraş, Antep, Osmaniye, Ceyhan dolaylarında  Fransızlara baskınlar yapıyordu. Türklerin can, mal ve namuslarını korumaya çalışıyordu. Kara Hasan Paşa, Türkiye'nin en büyük Kuvay-i Milliye Teşkilatını kurarak Fransız ve Ermenilerle mücadele ederek 9 Ocak 1922'de düşmanların bu vatan topraklarından kovulmasını sağlamıştır.
 
T.C.
GENELKURMAY BAŞKANLIĞI
ANKARA
 
ATASE: 3214-4-92 Arşiv                                        29 OCAK 1992
KONU: Kadir ASLAN 'ın dilekçesi
 
HATAY   VALİLİĞİNE
 
İLGİ : Hatay Valiliği'nin 18 ARALIK 1991 gün ve sayı: Ya.
İş     : 16 (işl. 12) 2325 / 4407 sayılı yazısı
 
       1.Genelkurmay Askeri  Tarih  ve Stratejik Etüt Başkanlığına gönderilen ilgi yazıyla, İşgalci güçlere karşı ilk kurşun'un 19 Aralık 1918'de  Dörtyol   ilçesinde  Mehmet  Kara   tarafından  atıldığından bahisle,  ilgi yazı ekindeki belgelerinde incelenerek konuya açıklık getirici bilgiler istenilmektedir.
       2.Konuyla ilgili olarak, arşiv uzmanınca ATASE Başkanlığı arşivinde   gerekli    incelemeler   yapılmış   olup;   inceleme   neticesi hazırlanan uzman raporu ekte gönderilmiştir.
       3.Uzman raporu ve konuyla ilgili Başkanlık yayınlarının tetkiki neticesinde,   Birinci  Dünya  Savaşından sonra galip devletlerin yurdumuzda ilk işgal ettiği yerlerin İskenderun ve Dörtyol olduğu bu düşmana karşı ilk direniş hareketlerinin yine bu bölgede başladığı buna bağlı olarak da ilk silahlı direniş hareketinin de 19 Aralık 1918'de Dörtyol ilçesi Karakese köyünde gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Bilgilerinize arz ederim.
 
GENELKURMAY BAŞKANI NAMINA
 
                                                         Erdoğan ÖZNAL          
                                                         Hv. Plt. Korgeneral        
                                                     As. T. ve Str. E. Bşk.

Millî Mücadele'de Masaldan Gerçeğe

 

Millî Mücadele'de masaldan gerçeğe: İlk Kurşun'un Encâmı

Yazar: İsmail Çolak

Eylul 29, 2003, 11:51


Millî Mücadele'de masaldan gerçeğe: İlk Kurşun'un Encâmı

Millî Mücâdele'nin, bütün boyutlarıyla aydınlandığı, resmîlik ve ilmîlik vasfına tam anlamıyla büründüğü henüz söylenemez. Bu dönemin ilmî bir mâhiyete kavuşması için, mesûliyetli tarihçilerin himmetlerine bugün şiddetle ihtiyaç vardır.

Ancak evvelâ, tarihi/tarihçileri yönlendirmeye mâtuf ideolojik baskı ve kalıpların bertaraf edilip, hâdiselere ilmî metot ve zihniyetle yaklaşmayı düstur edinen bir anlayış ve vasatın ikamesi zarurettir.

Millî Mücâdelenin resmen başlamadığı mütâreke döneminde, işgâlleri durdurup topraklarını korumak maksadıyla Anadolu insanı, mücâdeleye "Kuvâ-yı Milliye Hareketi" olarak fiilen girişmiş ve yurdun dört bir köşesinde teşkilatlanarak "cihad ruhûnu" tutuşturma sürecine çoktan koyulmuştu.

Düşmana var gücüyle mukâvemet ederek içinden Mehmet Çavuş, Sütçü İmam, Şahin Bey gibi daha nice adsız efsânevî kahramanlar çıkarmasını bilmişti.

Bunlar sergiledikleri kahramanca kıyamlarla, sâdece kendi bölgelerinin işgâlcilerden temizlenmesine sebep olmakla kalmamış; hazırlık safhâsındaki Millî Mücâdele hareketinin, vatanı kurtarmada savaşma azmini körükleyen moral güç özelliği de kazanmışlardı.

Çözülen Muammâ:

Hasan Tahsin'den Mehmet Çavuş'a

Millî Mücadele'nin başlamasına sebep olan ilk kurşunun kim tarafından atıldığı hâlâ tartışılmaktadır. Şimdiye kadar resmî kayıtlarda ve ders kitaplarında ilk kurşunun, İzmir'in işgâli esnasında (15 Mayıs 1919) Gazeteci Hasan Tahsin Recep (Osman Nevres) tarafından atıldığı ileri sürülmüştür.

Esâsen ilk kurşunu Hasan Tahsin'in attığının iddiâ edilmesi, tarihî bir mâhiyet arzetmekten ziyâde, meslekî ve siyasî bir hüviyet taşımaktadır. Çünkü Hasan Tahsin isminin ön plana çıkarılması, Millî Mücadele kazanıldıktan yaklaşık yarım asır sonra olmuştur.

1972 yılında İzmir Gazeteciler Cemiyeti, bir "İlk Kurşun Hasan Tahsin Anıtı" dikilmesi için yoğun bir kampanyaya girişmiş ve basındaki günlük yazılarla yetinmeyip -karşı fikirleri hiç dikkate almadan- ilk kurşunu Hasan Tahsin'in sıktığına dâir propagandaya yönelik yanlı çalışmalar içerisine girmiştir.

Aslında Hasan Tahsin'in ilk kurşunu atıp atmadığı dâhi bugün münâkaşa edilmektedir. İlmî ve resmî kaynaklarda Hasan Tahsin lehinde açık ve sağlam bir bilgi yer almamaktadır.

Mıntıka Müfettişi Yüzbaşı Ziya Bey'in İzmir'in işgâli sırasında vukû bulan hâdiseleri, umum jandarma komutanlığına anlatan raporu başta olmak üzere o günlerdeki hiçbir resmî raporda söz konusu görüşü teyid eden kayda rastlanmamıştır.

Ayrıca, Genel Kurmay Başkanlığı Arşivinde ve bunların yayınlandığı Genel Kurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesince 3 ayda bir çıkarılan Harp Tarihi Vesikaları Dergisi'nde de, mâlum tezi ispatlayan herhangi bir yazı ve belgeye tesâdüf edilmemiştir.

Buna karşılık, Ahenk Gazetesi Başyazarı Şevki Bey, İzmir'de ilk kurşunun saatçi Aziz Efendi tarafından atıldığına şâhit olduğunu yazması

ise, alternatif bir iddiâ olarak ortada durmaktadır.

Hâsılı, İzmir'de ilk kurşunu kimin attığının kesin şekilde belli olmadığı ve müphemliğini koruduğu, tarihî hakikati yansıtan gâliba en sağlıklı ve tutarlı hükümdür.

Ancak yapılan yeni araştırmalar neticesinde, Millî Mücadele'de ilk kurşun muammâsı tamamen ayân beyân hâle gelmiştir. Araştırmacı-yazar Kadir Aslan'ın geliştirdiği bu yeni teze göre ilk kurşun; Hasan Tahsin'den takrîben 5 ay önce Hatay'ın Dörtyol ilçesine bağlı Karakese Köyü'nden Mehmet Çavuş (Kara) tarafından, Fransız ve Ermeni işgâlcilerine karşı 19 Aralık 1918'de atılmıştır.

Şu hâlde Mehmet Çavuş kimdir ve ilk kurşunu nasıl atmıştır? 1894 yılında Dörtyol'un Özerkli köyünde dünyaya gelmiş ve babası Ömer Hocanın terbiyesiyle yetişmiştir. Mütârekede Kara Hasan Paşa'nın çetesine katılarak çavuş olmuştur. Sıktığı ilk kurşunun hikâyesi ise şöyledir:

11 Aralık 1918'de Fransızlar Ermenilerin desteğiyle Dörtyol'u işgâl etmiş ve halkın mallarını "bunlar bizim hakkımız" deyip gasbetmeye ve türlü işkenceler yapmaya başlamışlardı. Tezahür etmekte olan esef verici hâdiselere dayanamayan Mehmet Çavuş ise, olaylara karışan iki Ermeni ile kavga etmişti. Kavgadan sonra Karakese Köyü'ne kaçan Çavuşu yakalamak için, düşman birlikleri köye baskın düzenleyeceklerdi.

İşte düşmanın, kendisine 50 metre kadar yaklaştığı tam bu esnâda, Mehmet Çavuş zikri edilen ilk kurşunu ateşleyecek ve girdikleri çatışma sonucunda adamlarıyla beraber 15 Fransız askerini öldüreceklerdi.

Daha sonra bu kahramanlığından ötürü Mehmet Çavuş, Mustafa Kemal Paşa tarafından gâzi ünvanı, gâzi madalyası ve beraat ile taltif edilecekti. Soyadı kanunuyla birlikte "Kara" soyadını alan Mehmet Çavuş, 1962'de Dörtyol'da dünyaya vedâ edecekti.

Kadir Aslan, 1976 yılından itibaren bizzat Kuvâ-yı Milliyecilerle görüşerek yaptığı araştırma neticesinde ilk kurşunu Mehmet Çavuş'un attığını katî biçimde ispatlamıştır. Aslan, çalışmaları hakkında şu bilgileri vermektedir:

"Ben bu bilgiyi doğrulamak için 100'ün üzerinde kişi ile görüştüm. Bunlar bizzat mücadele vermiş olan Kuvâ-yı Milliyeciler idi. Hepsi de ilk kurşunun Mehmet Çavuş tarafından atıldığını doğruluyordu. Birçok üniversiteden bu konuyu tez olarak inceleyenler var. Şimdi ilk kurşunu Mehmet Çavuş'un attığı kesin..."

Görüldüğü gibi, Aslan'ın öne sürdüğü görüşü o günü yaşayan canlı tanıklar da doğrulamıştır. Bu yeni gelişme, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı nezdinde de tasdik görmüştür. Söz konusu kuruluş, konunun araştırılıp incelenmesi için tarih uzmanı İlhami Berk'i görevlendirmiş ve o da 27 Ocak 1992'de hazırladığı raporla yakın tarihe ışık tutacak şu sonucu varmıştır:

"19 Aralık 1918 tarihinde Karakese Köyü'ndeki direniş ve sonunda kazanılan başarı, Türk Milleti'nin saldıran düşmana karşı kazandığı ilk başarıyı oluşturması açısından önem taşımaktadır. Kurtuluş Savaşı'nın ilk silahlı direnişinin de, bu muharebe olduğu arşiv kayıtlarında ve konuyla ilgili Başbakanlık yayınlarından tespit edilen bir husustur."

Genelkurmay Etüt İdaresi Başk. Hv. Plt. Korgeneral Erdoğan Öznal, bu raporu ve bilgiyi 17 Şubat 1992'de onaylamış ve Hatay Valiliği kanalıyla Dörtyol Kaymakamlığına bildirmiştir. Bunun üzerine Dörtyol'da bir "İlk Kurşun Anıtı" yapılacak ve resmî törenle açılacaktır.

O zamandan beridir de, Dörtyol'da her 19 Aralık tarihi, İlk Kurşun Anıtı önünde "İlk Kurşun Günü" olarak kutlanmaktadır.

Yalnız, ilk silahlı direnişin Dörtyol'da başladığı resmîleşmiş olmakla birlikte; ilk kurşunu Mehmet Çavuş'un attığı henüz resmiyet kazanmamıştır ve bu mevzûda meclisi ve milletvekillerini büyük bir vazife beklemektedir.(1)

Dipnotlar : 1-Necdet Öklem, Türk Devrim Tarihi, İzmir 1977, Ege Ünv. Yay., s.159; Öklem, "Şehit Hasan Tahsin ve İlk Kurşun", Ege Ekonomisi, 23-24 Ocak 1973, Sayı:1360-1361; Ümit Sinan Topçuoğlu, Milli Mücadelede İlk Kurşun, İst.1974, Milliyetçi Yay., s.59; Bilge Umar, İzmir'de Yunanlıların Son Günleri, Ank.1974, Bilgi Yay., s.119-166; Turan Akkoyun, "İzmir'de Atılan İlk Kurşun Meselesine Dair Notlar", Tarih ve Toplum Dergisi, Eylül 1992, Sayı:105, s.38-40; Akkoyun, "İlk Kurşun Masalı", Tarih ve Düşünce Dergisi, Aralık 2000, Sayı:14, s.54-58; Zaman Gazetesi, 19 Aralık 1995, s.3; Haşim Söylemez, "İlk Kurşun Mehmet Çavuş'tan", Aksiyon Dergisi, 20-26 Mayıs 2000 Sayısı.

 

İlk Kurşun Anıtı ve İzmir

İlk kurşun anıtı İzmir'de, ama ilk kurşunun atıldığı yer Hatay'ın Dörtyol ilçesinin Karakese köyü.

Kaynak Genelkurmay Başkanlığı. 29 Ocak 1992 tarih ve ATESE 3214-4-92 arşiv sayılı yazışmada her şey çok açık. "Birinci Dünya savaşı sonrası, galip devletlerin ilk işgal ettikleri yerlerin İskenderun ve Dörtyol olduğu, düşmana karşı ilk silahlı direniş hareketinin 19 Aralık 1918'de gerçekleştiği" belirtiliyor..

İzmir Gazeteciler Cemiyeti internet sitesinde hâlâ ilk kurşunu atan kişi olarak Hasan Tahsin adından söz edilirken, şu bilgiler yer alıyor: "Hasan Tahsin, 15 Mayıs 1919 günü Konak Meydanı'nda İzmir'i işgal eden istilacı güçlere ilk kurşunu atan kahraman bir gazetecidir."

Osman Nevres; Selanik'te 1888 de doğmuş, burada Mustafa Kemal'le aynı okulda, Fevziye Mektebi'nde okumuş, oradan İzmir'e göç etmiş, Hasan Tahsin takma adını kullanan biri idi.

28 Şubat'ta, Genelkurmay Basın Merkezi'ne Hasan Tahsin adı verilmişti, biliyorsunuz. O gazetecilerin andıçlandığı günlerde birileri, belki de konjonktüre denk düştüğü için, bu adı uygun görmüştü. Neyse ki, daha sonra bu merkez kapatıldı. Artık ama herhalde bu "ilk kurşun anıtı" İzmir'in işgaline karşı direniş hareketinin ilk kurşunu olarak akıllarda kalacak.. Bana kalırsa 15 Mayıs 1919'da Yunan Efzun alayının Başbapaz Hristamos'un önderliğinde Kordonboyu'ndaki şenlikli çıkartma harekatına karşı çıkan, rovelveri ile işgal birliğinin bayraktarını vuran Osman Nevres, orada açılan karşı ateş sonucu hayatını kaybetti ve bu olayın arkasından Yunan birliklerinin denizden ve karadan açtığı ateş sonucu birçok sivil de hayatını kaybetti. Paris Sorbon mezunu, olay tarihinde 31 yaşındaki bu delikanlı, maceracı bir ruh taşıyordu.. Buxton kardeşlere karşı Bükreş'te düzenlenen suikastte onun parmağı vardı.. Balkanlar'da ve Avrupa'da birçok siyasi olaya adı karışmıştı..

İzmir Gazeteciler Cemiyeti'nin öncülüğünde, 1974 yılında Hasan Tahsin ve arkadaşlarının anısına İzmir'in Konak Meydanı'nda "İlk Kurşun Anıtı" yaptırıldı. Anıt, zamanın Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından açılmıştır.

Kurtuluş Savaşı'nın başlangıç tarihini belirlemek açısından bu ilk kurşun, büyük bir önem taşıyor.. Hatay ve İzmir olayları arasında 6 aylık bir fark var.. Belki de Hasan Tahsin olayının öne çıkartılması, Selanik doğumlu olması, Fevziye Mektebi mezunu olması ve Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışına çok yakın bir tarih olması ile açıklanabilir mi?

Hasan Tahsin'in bir Sabatay olduğunu biliyoruz.. Belki de bu özelliği de, onun öne çıkartılmasında rol oynamış olabilir..

Genelkurmay'ın ilk kurşunun atıldığı yer olarak Hatay'ı tesbit etmesine rağmen, Dörtyol'da neden bir anıt yapılmadığı ve 19 Aralık gününün kutlanmadığını anlamak mümkün değil.. Bu gerçek ortada dururp dururken, 28 Şubat günlerinde yeniden Genelkurmay'daki basın merkezine Hasan Tahsin adının verilmesi de, başka dikkat çekici bir nokta..

Aslında bu konunun daha ciddi bir şekilde incelenmesi gerek.. 19 Aralık 1918'den 15 Mayıs 1919'a kadar hiç mi çatışma çıkmadı?. İlk kurşun Hatay'da atıldı ise, 2. nerede atıldı, 3.sü, 4.sü.. O zaman İzmir kaçıncı sırada yer alıyor, o da belli değil. En azından ben ve benim gibi birçok kimse bilmiyor.

Aslında Çanakkale Savaşı gibi, Kurtuluş Savaşı'nın ayrıntılarını çok iyi bilmiyoruz.. Okullarda okutulanla gerçek aynı değil.. Kaç öğrenci, 1. İnönü, 2. İnönü, Sakarya, Dumlupınar, Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin kaçar gün sürdüğünü, kaç askerin savaşa katılıp, kaç kayıp verdiğimizi, kaç kayıp verdirdiğimizi bilir.. Düşmana karşı verdiğimiz savaşta kaç kayıp verdik, toplam kaç gün sürdü, iç isyanlar kaç gün sürdü ve kaç insan hayatını kaybetti. Ya İstiklal Mahkemesi'nde kaç kişi yargılandı, kaç kişi idam edildi. Hani şu kanuna göre hüküm veren mahkemeler değil, kararları kanun sayılan, tek celsede işin bitirildiği, savunma avukatı ve temyizi olmayan mahkemeler.. Hem de nasıl bir meclis. Tek parti var. Adayların tümü merkezden belirleniyor. Seçimler açık oy, gizli tasnif yöntemi ile yapılıyor. Parti merkezinde oylar sayılıp, hiçbir itiraza mahal bırakmamak için hemen yakılıyor..

Aslında soru sormadan cevabını bulamazsınız birçok şeyin.. Tarihten.. Hele bir soru sormaya başlayın, size öğretilenlerin dışında birçok sorunun cevapsız kaldığını göreceksiniz..

Çanakkale, Kurtuluş Savaşı, İstanbulun Fethi, ya da diğerleri..

Unutmayın, tarih, övgü ya da sövgü kitabı değildir. Geçmişlerini bilmeyen milletler, geleceklerini doğru bir biçimde inşa edemezler. Tarih, bir toplumun ortak hafızası ve tecrübeler birikimidir..

Tarih arşivlerde mahkûm.. Tarih diye bize öğretilen ise büyük ölçüde bir illizyon.

İLK KURŞUN / Turgut Özakman / Hürriyet 

FRANSIZLAR İskenderun'a sürekli asker çıkararak Halep'e ve Adana'ya yollamaya başlamışlardı. 11 Aralık 1918'de Pozantı Dörtyol'a girdiler. Bu işgaller Mondros Ateşkes Antlaşması'na aykırıdır ama aldıran kim?

Emperyalistler aralarında Anadolu'yu bölüşmüşler, Çukurova "sömürü bölgesi" olarak Fransızların payına düşmüş. Halk şaşkın, çaresiz. Erkeklerin çoğu ya şehit ya esir düşmüş, pek azı köyüne, şehrine dönebilmiş.

Fransızlar ve birlikte getirdikleri Ermeni lejyonu, savunmasız çevreyi yağmalamaya girişirler. Karşı duran olursa tutuklayıp zindana atar ya da öldürürler.

Dörtyol'a bağlı Karakese köylüleri yağmalanma sırasının kendilerine geldiğini anlayınca köy yolunu taşlarla kapadılar, silahlandılar ve yağmacıları köye sokmadılar. Bu direniş işgalcileri şaşırttı, delirtti. Öfkeyle ateş kustular.

Köylüler hazırlıklıydı. İlk önce Mehmet Çavuş silahını doğrulttu, tetiğe dokundu, ilk saldırganı devirdi (19 Aralık 1918).

Saldırganlardan 15'i vuruldu. Kalanlar takviye alarak bir daha saldırdılar. Sonunda Dörtyol'a geri çekildiler. Karakese köylüleri de 10 şehit vermişlerdi.

Abdurrahman Dilipak
Vakit Gazetesi   /    16 Haziran 2005 Perşembe
 
İlk kurşun
 
İlk kurşun anıtı İzmir'de, ama ilk kurşunun atıldığı yer Hatay'ın Dörtyol ilçesinin Karakese köyü.
Kaynak Genelkurmay Başkanlığı. 29 Ocak 1992 tarih ve ATESE 3214-4-92 arşiv sayılı yazışmada her şey çok açık. "Birinci Dünya savaşı sonrası, galip devletlerin ilk işgal ettikleri yerlerin İskenderun ve Dörtyol olduğu, düşmana karşı ilk silahlı direniş hareketinin 19 Aralık 1918'de gerçekleştiği" belirtiliyor..
İzmir Gazeteciler Cemiyeti internet sitesinde hâlâ ilk kurşunu atan kişi olarak Hasan Tahsin adından söz edilirken, şu bilgiler yer alıyor: "Hasan Tahsin, 15 Mayıs 1919 günü Konak Meydanı'nda İzmir'i işgal eden istilacı güçlere ilk kurşunu atan kahraman bir gazetecidir."
Osman Nevres; Selanik'te 1888 de doğmuş, burada Mustafa Kemal'le aynı okulda, Fevziye Mektebi'nde okumuş, oradan İzmir'e göç etmiş, Hasan Tahsin takma adını kullanan biri idi.
28 Şubat'ta, Genelkurmay Basın Merkezi'ne Hasan Tahsin adı verilmişti, biliyorsunuz. O gazetecilerin andıçlandığı günlerde birileri, belki de konjonktüre denk düştüğü için, bu adı uygun görmüştü. Neyse ki, daha sonra bu merkez kapatıldı. Artık ama herhalde bu "ilk kurşun anıtı" İzmir'in işgaline karşı direniş hareketinin ilk kurşunu olarak akıllarda kalacak.. Bana kalırsa 15 Mayıs 1919'da Yunan Efzun alayının Başbapaz Hristamos'un önderliğinde Kordonboyu'ndaki şenlikli çıkartma harekatına karşı çıkan, rovelveri ile işgal birliğinin bayraktarını vuran Osman Nevres, orada açılan karşı ateş sonucu hayatını kaybetti ve bu olayın arkasından Yunan birliklerinin denizden ve karadan açtığı ateş sonucu birçok sivil de hayatını kaybetti. Paris Sorbon mezunu, olay tarihinde 31 yaşındaki bu delikanlı, maceracı bir ruh taşıyordu.. Buxton kardeşlere karşı Bükreş'te düzenlenen suikastte onun parmağı vardı.. Balkanlar'da ve Avrupa'da birçok siyasi olaya adı karışmıştı..
İzmir Gazeteciler Cemiyeti'nin öncülüğünde, 1974 yılında Hasan Tahsin ve arkadaşlarının anısına İzmir'in Konak Meydanı'nda "İlk Kurşun Anıtı" yaptırıldı. Anıt, zamanın Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından açılmıştır.
Kurtuluş Savaşı'nın başlangıç tarihini belirlemek açısından bu ilk kurşun, büyük bir önem taşıyor.. Hatay ve İzmir olayları arasında 6 aylık bir fark var.. Belki de Hasan Tahsin olayının öne çıkartılması, Selanik doğumlu olması, Fevziye Mektebi mezunu olması ve Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışına çok yakın bir tarih olması ile açıklanabilir mi?
Hasan Tahsin'in bir Sabatay olduğunu biliyoruz.. Belki de bu özelliği de, onun öne çıkartılmasında rol oynamış olabilir..
Genelkurmay'ın ilk kurşunun atıldığı yer olarak Hatay'ı tesbit etmesine rağmen, Dörtyol'da neden bir anıt yapılmadığı ve 19 Aralık gününün kutlanmadığını anlamak mümkün değil.. Bu gerçek ortada dururp dururken, 28 Şubat günlerinde yeniden Genelkurmay'daki basın merkezine Hasan Tahsin adının verilmesi de, başka dikkat çekici bir nokta..
Aslında bu konunun daha ciddi bir şekilde incelenmesi gerek.. 19 Aralık 1918'den 15 Mayıs 1919'a kadar hiç mi çatışma çıkmadı?. İlk kurşun Hatay'da atıldı ise, 2. nerede atıldı, 3.sü, 4.sü.. O zaman İzmir kaçıncı sırada yer alıyor, o da belli değil. En azından ben ve benim gibi birçok kimse bilmiyor.
Aslında Çanakkale Savaşı gibi, Kurtuluş Savaşı'nın ayrıntılarını çok iyi bilmiyoruz.. Okullarda okutulanla gerçek aynı değil.. Kaç öğrenci, 1. İnönü, 2. İnönü, Sakarya, Dumlupınar, Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin kaçar gün sürdüğünü, kaç askerin savaşa katılıp, kaç kayıp verdiğimizi, kaç kayıp verdirdiğimizi bilir.. Düşmana karşı verdiğimiz savaşta kaç kayıp verdik, toplam kaç gün sürdü, iç isyanlar kaç gün sürdü ve kaç insan hayatını kaybetti. Ya İstiklal Mahkemesi'nde kaç kişi yargılandı, kaç kişi idam edildi. Hani şu kanuna göre hüküm veren mahkemeler değil, kararları kanun sayılan, tek celsede işin bitirildiği, savunma avukatı ve temyizi olmayan mahkemeler.. Hem de nasıl bir meclis. Tek parti var. Adayların tümü merkezden belirleniyor. Seçimler açık oy, gizli tasnif yöntemi ile yapılıyor. Parti merkezinde oylar sayılıp, hiçbir itiraza mahal bırakmamak için hemen yakılıyor..
Aslında soru sormadan cevabını bulamazsınız birçok şeyin.. Tarihten.. Hele bir soru sormaya başlayın, size öğretilenlerin dışında birçok sorunun cevapsız kaldığını göreceksiniz..
Çanakkale, Kurtuluş Savaşı, İstanbulun Fethi, ya da diğerleri..
Unutmayın, tarih, övgü ya da sövgü kitabı değildir. Geçmişlerini bilmeyen milletler, geleceklerini doğru bir biçimde inşa edemezler. Tarih, bir toplumun ortak hafızası ve tecrübeler birikimidir..
Tarih arşivlerde mahkûm.. Tarih diye bize öğretilen ise büyük ölçüde bir illizyon.
"İlk Kurşun"la ilgili Genelkurmay belgesini görmek isteyenler, Mehmet Tekin'in Hatay tarihine bakabilirler (S:266-272).
Selam ve dua ile.
 

KARAKESE BELEDİYESİ KÜLTÜR YAYINI

PDF FORMATINDA İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ.


 

İLK KURŞUN

Takvimler gösterirken on bir Aralık bin dokuz yüz on sekizi,
 İşgal ettiler Dörtyol'umu Fransız ve Ermenisi.
Yağma yaptılar,işkence yaptılar,zulüm yaptılar,
Halkım endişeli,ama bütün bunlar yıldırmaz ki bizi.
 
Özerli'de Mehmet Ağam,Yusuf Ağam şehit oldular,
Onlar insanların yüreğinde bir umut,bir ışık oldular.
Kara bulutlar dolaşırken yanan gönüllerde,
Dörtyol'umun üstüne bir güneş gibi doğdular.
 
Yetmedi yapılan eziyetler,yetmedi işkenceler,
Bir müfreze Fransız, Karakese'ye geldiler.
İnsanlığımızı,şerefimizi, namusumuzu korumak için,
Köylülerim yollara taştan duvar ördüler.
 
On dokuz Aralık'ta amansız saldırılar başladı.
Silahlarımızdan çıkan kurşunlar Fransızları haşladı.
İlk Kurşun'u attı Ömer Hoca'nın Oğlu Mehmet Kara,
Hemen oracıkta on beş Fransızı leşledi.
 
İlk Kurşun atıldı işgalcilere Karakese Köyü'nde,
Milli Mücadele başladı yurdumun her yerinde.
Kara Mehmetler,Hacı Eminler,Kara Hasanlar,
Bırakmadılar güzel Dörtyol'u düşman elinde.
 
Bağımsızlık için,hürriyet için her şeyini seferber edenler,
Vatan için,namus için korkusuzca ölüme gidenler,
Size çok şey borçludur bu insanlar, bu canım vatan
Ruhunuz şad olsun, bu ülke için canlarını feda edenler.
 
                                             Nurgül KILÇIK
 
ŞEHİTLERİMİZ

OSMANLI-RUS (93) HARBİ (1876-1878):

1.Zumman Kelle Mehmet-Kuzuculu
2.Yahya Oğlu Hanifi-Kuzuculu
3.Ali Oğlu Tosçu Mehmet-Kuzuculu
4.Murtaza Oğlu Musa-Kuzuculu
5.Murtaza Oğlu Mustafa-Kuzuculu
6.Omar Oğlu Ahmet-Kuzuculu
7.Aşık Ahmet-Payas
8.Yüzbaşı Ali Ağa-Payas

YEMEN HARBİ ŞEHİTLERİ(1905-1918):

1.Hörtük Güççük Mehmet-Ocaklı
2.Süleyman Oğlu Mustafa-Ocaklı
3.Ömer Oğlu Durmuş-Özerli
4.Ömer Oğlu Mehmet-Özerli
5.Torun Oğlu Halil İbrahim-Karakese
6.Hüseyin Oğlu Mehmet-Karakese
7.Molla Mehmet Oğlu Ahmet-Karakese
8.Yahya Oğlu Hanifi-Karakese
9.Pat Osman-Kuzuculu
10.Ömer Oğlu Mustafa- Kuzuculu
11.Hacı Mustuk Oğlu Hüseyin- Kuzuculu
12.Kösenoğlu Osman Oğlu Haceli- Kuzuculu
13.Küpeli Mehmet Oğlu İsa- Kuzuculu
14.Ömer Oğlu Ahmet- Kuzuculu
15.Paşa Oğlu Tosçu Ali- Kuzuculu
16.Süleyman Oğlu Ali- Kuzuculu
17.Ali Fakı Oğlu Kara Mehmet- Kuzuculu
18.Göğ Mehmet- Kuzuculu
19.Bekir Derviş Oğlu- Kuzuculu
20.Ali Fakı Oğlu Göğ Ali- Kuzuculu
21.Demircioğlu Hüseyin Oğlu Halil- Kuzuculu
22.Hüseyin Oğlu Kara Ali- Kuzuculu
23.Küllücüoğlu Ahmet- Kuzuculu
24.Demircioğlu Mehmet Oğlu Ali-Kuzuculu
25.Molla Mehmet Oğlu Cennet Oğlu İbrahim-Payas
26.İbrahim Oğlu Cennet Oğlu Halil-Payas
27.Memiş Oğlu İsmail-Payas
28.Kerimoğulları Halil Oğlu İbrahim-Çağlalık
29.Hastirler Hasan Oğlu Mehmet-Çağlalık
30. Hastirler Hasan Oğlu Ahmet-Çağlalık
31.Koca Mehmet-Kozludere
32.Tırlıklar Ahmet Oğlu Ali-Kozludere
33.Ahmet Oğlu Ali-Kozludere
34.Mehmet Oğlu Mehmet-Kozludere
35.Uzun Osman Oğlu Süleyman-Sincan
36.Hasan Oğlu Bekir-Sincan
37. Hasan Oğlu Ahmet-Sincan

ÇANAKKALE SAVAŞI (1915):

1.Allişoğlu Halil Oğlu Hüseyin- Kuzuculu
2.Hilmi Oğlu Mehmet-Kuzuculu
3.Hamza Oğlu Mustafa- Kuzuculu
4.Ali Oğlu Mehmet- Kuzuculu
5.Ağ Mehmet Oğlu Mustafa(Mustuk)- Kuzuculu
6.Mehmet Çavuş Dokuzoğlu Haceli- Kuzuculu
7.Bekir Oğlu Mustafa- Kuzuculu
8.Papa Hasan Oğlu Seydi Ahmet- Kuzuculu
9.Kel Hasan- Kuzuculu
10.Abdülkadir Oğlu Abdurrahman-Dörtyol
11.Bekir Oğlu Ahmet- Dörtyol
12.Durmuş Has Ali Oğlu Ahmet- Dörtyol
13.Mehmet Oğlu Ahmet- Dörtyol
14.Ali Oğlu Ahmet Mehmet- Dörtyol
15.İbrahim Oğlu Ali- Dörtyol
16.Mehmet Ali Oğlu Ali- Dörtyol
17.Hüseyin Oğlu Arat- Dörtyol
18.Ali Oğlu Hacı Mustafa- Dörtyol
19.İbrahim Oğlu Halil- Dörtyol
20.Mehmet Oğlu Halil- Dörtyol
21.Ahmet Oğlu Hasan- Dörtyol
22.Halil Oğlu Hasan- Dörtyol
23.Ömer Oğlu Hasan- Dörtyol
24.Recep Oğlu Hasan- Dörtyol
25.İbrahim Oğlu Hüseyin- Dörtyol
26.Mehmet Ali Oğlu Hüseyin- Dörtyol
27.Sarkes Oğlu İskender- Dörtyol
28.Tevfik Bey Oğlu Kazım- Dörtyol
29.Arap İsmail Oğlu Mehmet- Dörtyol
30.Halil Çavuş Oğlu Mehmet- Dörtyol
31.Mustafa Oğlu Mehmet- Dörtyol
32.Süleyman Oğlu Mehmet- Dörtyol
33.Yusuf Oğlu Mehmet- Dörtyol
34.Bekir Oğlu Mehmet Mevlit- Dörtyol
35.Mehmet Oğlu Mehmet Tevfik- Dörtyol
36.Emin Oğlu Murat- Dörtyol
37.Mustafa Oğlu Mustafa- Dörtyol
38.Hasan Oğlu Mustafa- Dörtyol
39.İsmail Oğlu Mustafa- Dörtyol
40.Mustafa Oğlu Mustafa- Dörtyol
41.Ahmet Oğlu Osman- Dörtyol
42.Ali Oğlu Osman- Dörtyol
43.Ali Oğlu Ömer- Dörtyol
44.Hacı Ahmet Oğlu Ömer-Dörtyol
45.Mehmet Oğlu Ömer- Dörtyol
46.Ahmet Oğlu Veysel- Dörtyol
47.Mehmet Oğlu Ali-Konaklı
48.Hasan Oğlu Süleyman-Altınçağ
49.Mustafa Oğlu Mehmet-Payas
50.Tatar Mehmet Oğlu Mustafa-Payas
51.Mustuk Oğlu Halil-Payas
52.Ali Oğlu Ahmet-Payas
53.Ali Oğlu Mehmet-Payas
54.Yusuf Oğlu Mehmet-Çağlalık
55.Hıdır Oğlu Çakır Ali-Karakese
56.Ahmet Oğlu Bilal- Karakese
57.Osman Oğlu Durdu Mehmet- Karakese
58.Molla Mehmet Oğlu Bayram Ali- Karakese
59…………………Kadir- Karakese
60.Arap Hasanlar Mehmet Oğlu Osman-Kozludere
61.Arap Hasanlar Ahmet Oğlu Hüseyin-Kozludere
62.Mehmet Oğlu Mehmet-Kozludere
63.Selveroğulları Köse Ali Oğlu Ahmet-Kozludere
64.Aşık Hasan Oğlu İbrahim-Sincan
65.Ali Oğlu Süleyman-Ocaklı

İSTİKLAL HARBİ(1919-1922):

1.Hasan Oğlu Hüseyin-Kuzuculu
2.Fahri Halil Oğlu(Müftü Bey)Ahmet Ferit-Payas

MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ DÖRTYOL ve ÇEVRESİNDE FRANSIZ VE ERMENİLER TARAFINDAN ŞEHİT EDİLENLER(1918-1922):

1.Kır Ali
2.Mustafa Oğlu Ahmet
3.Ahmet Oğlu İsmail
4.Ahmet Oğlu Mehmet
5.Musa Oğlu Dede
6.Mehmet Hoca
7.Osman
8.Ali Canlı’dan Körez Osman
9.Ali Hoca
10.Mulla Hasan
11.Hacı İzzet
12.Cemil Hasan Oğlu Ali
13.Mehmet Oğlu Kara Mustafa
14.Hacı Oğlu Kör Mustafa
15.Deli Ali Oğlu İsmail
16.Duran Oğlu Ahmet
17.Mehmet Ali
18.Kara Mulla Mecit
19.Hacı Ömer Oğlu Ali Ağa
20.Topal Ahmet Oğlu Ahmet Ağa
21.Topal Ahmet Oğlu Mehmet Ağa
22.Omar Çavuş
23.Göğ Ahmet
24.Kürt Şerif Oğlu Mahmut’un Annesi
25.Mahmut Kurt’un Bacısı
26.Abdullah Altay’ın Oğlu
27.Hacı Hüseyin Oğlu Emin
28.Hösem
29.Vanlı Yusuf
30.Ali Ağa(Kara Hasan Paşa’nın Ağabeyi)
31.Katırfakılı Oğlu İbrahim
32.Güllü
33.Selim Ağa
34.Süleyman Çavuş
35.Ali Efendi’nin Babası Ahmet Ağa
36.Muhtar Şehmuz Zade Mehmet Ağa
37.Abdulkadir Ağazade Yusuf Ağa
38.Hacı Ali Efendi’nin Oğlu Mehmet
39.Işkın Yusuf
40.İbrahim Ağa Oğlu Mehmet
41.Köroğlan Mehmet
42.Kel Mehmet
43.Kel Ahmet
44.Kel Hüseyin
45.Dudu’nun Oğlu Ali Ağa
46.Sincanlı Kara Mehmet
47.Kara Süllü
48.Çerkez Hasan Bey
49.Kuzuculu İmamı Gök Mühtü
50.Çukurovalı Murat
51.Karafakılı Hasan
52.Tüysüz Osman
53.Bağlıklı Ali
54.Antakyalı Arap Hasan
55.Yahya Çavuş Oğlu Durmuş Derviş
56.Cabbar’ın Kızının Oğlu Mustafa
57.Kara Ali’nin Oğlu Ali
58.Musa Oğlu Ahmet
59.Seydo
60.Durdu Avrat
61.Koca Ahmet
62.Göğlemez Hüseyin
63.Abdullah Topçu’nun İlk Hanımı
64.Çağlalıklı Kara Ali Oğlu İsmail
65.Kara Ali’nin Babası Mehmet
66.Hurşit İbrahim’in bacısı Nazife
67.Dilki’nin Oğlu’nun Annesi Emine
68.Göğ Fakı Mehmet Bayram
69.Ahmet
70.İbrahim Yahşi
71.Divriklerden İsmailoğlu Osmantı
72.Kundakçı Kızı Fatma
73.Türkmenoğlu Kızı Mulla
74.Mulla Mustafa’nın Oğlu Hüseyin
75.Durdu Mehmet’in Kardeşi Topal
76.Kör Hösün
77.Ocaklı’dan Alicenli Ali Hoca
78.Ali Demirel

KORE SAVAŞI(1950-1953)

1.Karafakılı İbiş(İbrahim)-Payas

CUMHURİYET DÖNEMİ ŞEHİTLERİMİZ

1.Nuri Demir-22.07.1974(Kıbrıs Zeytinlik Mevkii)
2.İsmail Hakkı Öktem-22.06.1976(Van)
3.Necati Tel-18.03.1981(İstanbul Bahçelievler)
4.Yaşar Taslak-18.03.1983(Eskişehir)
5.Kerim Kök-30.01.1985(Ege Denizi Kurt A/1 Tatbikatında)
6.Emin Karma-15.08.1989(Gümüşhane Kozağaç Jandarma Karakolu)
7.Veysel Emrah Cengiz-07.05.1990(Ankara)
8.Abdul Muhsin Ataç-23.05.1991(Hakkari Yüksekova Ayı Deresi Mevkii)
9.Ercan Edik-15.07.1992(Diyarbakır Dicle İlçesi Kırsalı)
10.Akif Şakır-15.08.1992(Hakkari)
11.Necati Keskin-11.09.1992(Ağrı-Tutak’ın Hamur Bölgesi)
12.Yusuf Can-16.02.1993(Diyarbakır Kırsalı)
13.Kubbettin Özmen-21.08.1993(Iğdır-Aralık Sultantop Karakolu)
14.Mustafa Avcı-26.10.1993(Hakkari-Çukurca Üzümlü Sınır Karakolu)
15.İsa Koca-17.01.1995(Dörtyol-Kapılı Köyü Toftak Yaylası)
16.Ünal Koca-17.01.1995(Dörtyol-Kapılı Köyü Toftak Yaylası)
17.Hasan Koca-17.01.1995(Dörtyol-Kapılı Köyü Toftak Yaylası)
18.Hayrettin Arslan-17.01.1995(Dörtyol-Kapılı Köyü Toftak Yaylası)
19.Yusuf Yayla-02.04.1995(Irak)
20.Osman Kaya-05.04.1995(Kuzuculu-Ahmetçiğin Düzü)
21.Ahmet Yılmaz-05.04.1995(Kuzuculu-Ahmetçiğin Düzü)
22.Niyazi Yılmaz-05.04.1995(Kuzuculu-Ahmetçiğin Düzü)
23.Mehmet Kızıl-05.04.1995(Kuzuculu-Ahmetçiğin Düzü)
24.Ali Kozan-05.04.1995(Kuzuculu-Ahmetçiğin Düzü)
25.Hüseyin Bolat-05.04.1995(Kuzuculu-Ahmetçiğin Düzü)
26.Mehmet Bolat-05.04.1995(Kuzuculu-Ahmetçiğin Düzü)
27.İsmail Beğer-08.07.1995(Tunceli-Nazimiye Kırsalı)
28.İlyas Çakır-20.07.1995(Dörtyol-Çökek Yaylası)
29.Ali Delice-23.07.1996(Muş-Alaniçi Köyü)
30.Abdulkadir Tıraş-29.07.1996(Diyarbakır-Lice İlçesi Kırsalı)
31.Mustafa Usanmaz-02.09.1996(Van-Çaldıran Sınır Kapısı)
32.Senar Aşan-29.11.1996(Ağrı-Doğubeyazıt)
33.Tarık Kendir-28.03.1997(Kütahya)
34.Harun Taş-16.07.1997(Tunceli’nin Hozat İlçesi)
35.Mehmet Karaçocuk-26.02.1999(Payas-Sincan Köyü)
36.Turgay Şimşek-27.08.1999(Şırnak-Güçlükonak İlçesi)


DÖRTYOL’DA GÖREV YAPARKEN ŞEHİT OLANLAR

1.Oktay Selçuk Altun-08.10.1992-(Artvin-Şavşat)
2.Muttalip Kaplan-21.12.1996-(Çorum-Alaca)
3.Güven Köse-27.04.1998-(Kütahya)
4.Bayram Gökmen-27.04.1998-(Bolu)

 

Arşivinden Belgeler


Bâb-ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyet-i Umûmiye Müdîriyeti

Şube: 2

Husûsî : 153

Hariciye Nezareti’ne

Acildir

Osmanlı askerlerinin Adana’dan çekilmesinden sonra Fransız askerlerinin kumandası altında Adana civarına gelen ve büyük çoğunluğu Adana ahalisinden olan Ermeni askerleri geldikleri günden beri devletler arası hukuka, muahede şartlarına ve insaniyete aykırı olarak davranmışlardır. Adi suçlardan dolayı hüküm giyen suçluları tahliye etmişlerdir. Vilayete bağlı dairelerde bazı evrakı imha etmişlerdir. Silah aramak bahanesiyle trenlerde yolcuları soymuş ve rastladıkları bazı Müslüman kadınlarının yüzlerini açmak istemişlerdir. Fransız Ermeni askerlerinin bu şekildeki tecavüzleri devam etmiştir. Ocağın birinci günü Dörtyol kazasının Üzerli köyüne tavuk almak bahanesiyle gelen Ermeni-Fransız askerleri köy halkından Hacı Ali Efendi’nin evine girmiş, tavuklarını vermek istemeyen oğlu Mehmed’i yaralamışlardır. Bu durumu hükümete haber vermek üzere giden köy halkından Şeyhun oğlu Mehmed ve Hacı Ali Efendi oğlu Mehmed ve amcazadesi Yusuf, Köroğlan Mehmed ve Mustafa oğlu Ahmed kışlanın önüne geldikleri sırada tutuklanıp kumandanın huzuruna çıkarılmış, haklarında tahkikat yapıldıktan sonra kumandanlık dairesinin beş on adım aşağısında Hacı Ali Efendi’nin oğlu Mehmed ile amcazadesi Yusuf kurşun ve süngüyle öldürülmüşlerdir. Bu olay üzerine Müslüman halk korkudan dağlara kaçmıştır. Aynı gün Fransız Ermeni askerlerinin Karakese köyüne saldırmaları üzerine kadınlar korkularından Musa Yahya’nın oğlunun evinin ahırına saklanmışlardır. Bunu gören Fransız askerleri kapıyı kırarak zorla kadınları çıkarttıktan sonra bunlar arasında bulunan köy halkından Topal Hasan oğlu Ali ve Esma oğlu Mehmed’i kadınların gözü önünde kurşuna dizmişler ve Kızıl Osman’ın evine girerek karısı Durdu kadını yaralayıp öldürmüş, parasını gasbetmişlerdir. Bundan başka diğer bazı evlere de girerek sahiplerini öldürmüş ve eşyalarını gasbederek evleri yakmışlardır. Katliamın evlerin içerisinde olması, ölüler arasında kadınların da bulunması ve atılan şarjörler içerisinde Fransız tüfeklerine ait şarjörlerden başka şarjör bulunmaması halkın askere karşı silah kullanmadığını göstermektedir. İstanbul’a gitmek üzere Yüzbaşı Mustafa adında bir kişi Pozantı’da Ermeni unsuruna ait bir Fransız askeri tarafından katledilmiştir. Bahçeli Ökkeş Efendi’nin trenle giderken silah aramak bahanesiyle trene giren Ermeni askerleri tarafından parası ve eşyaları gasbedilmiştir. Bu olayların mahallerinden alınan raporlardan anlaşıldığı Adana Vilayeti’nden gelen yazıda belirtilmiş ve bahsedilen raporların suretleri ekte sunulmuştur. Açıklamalardan da anlaşılacağı gibi Fransız Ermeni askerlerinin Adana’daki zulümleri en basit ve ilkel doğal hukuk kurallarını dahi ihlal etmekte olduğu isbat edilmiş olup mümkün olduğu kadar engel olunması için gerekli girişimlerde bulunulması ve benzer tecavüzlerin engellenmesi konusunda gerekenin yapılıp sonucunun bildirilmesi tarafınıza arzedilmiştir.

5 Şubat 1919

Dahiliye Nazırı Vekili

Ahmed İzzet

BOA. HR. SYS. 2555-3/113

 

 

Bâb-ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyet-i Umûmiye Müdîriyeti

 

Suret

Dün öğleden sonra saat üç buçukta tavuklarını almak üzere Üzerli köyünden Hacı Ali Efendi’nin evine giren Fransız askeriyle tavuklarını vermekten kaçınan Hacı Ali Efendi’nin oğlu Mehmed arasında çıkan tartışma üzerine Fransız askeri bahsi geçen kişi tarafından boynundan sopa ile yaralanmıştır. Asker şikayet için kumandanına gelmiştir. Diğer taraftan hükümete haber verilmek üzere adı geçen köyden Şeyhunzade Mehmed ve Hacı Ali Efendi’nin oğlu Mehmed, amcazadesi Yusuf, Köroğlan Mehmed ile Mustafa oğlu Ahmed gelirlerken kışla önündeki Fransız askeri tarafından tutuklanarak kumandana götürülmüşlerdir. Kumandanlıkça “tahkikat yapıldıktan sonra götürünüz” denilmiş, kumandanlık dairesinin beş-on adım aşağısında söz konusu kişilerden Hacı Ali Efendi’nin oğlu Mehmed ile amcazadesi Yusuf kurşun ve süngü ile katledilmiş, Köroğlan Mehmed ile Mustafa oğlu Ahmed yaralı olarak kaçmışlardır. Yine birinin kurşun, dördünün süngü ile yaralanmış olarak jandarma karakoluna sığındıkları Şeyhunzade Mehmed’in ifadesinden anlaşılmıştır. Üzerli Müslüman ahalisinin her biri bir tarafa dağılıp kaçmışlardır. Şimdiye kadar başlarına ne geldiği anlaşılamamıştır. Ocaklı’ya gelen Hacı Ali Efendi kendisine yapılan ihbar üzerine köydeki Müslüman evlerinin tümünün yağma edildiğini söylemektedir. Karakese hakkında henüz bir bilgi alınamamıştır. Müslüman ahali heyecan içerisindedir. Artık burada durmanın ve iş yapmanın imkanı yoktur. Ermenilerin Ermeni askerlerine olan yardımları sürdükçe ve onlar burada bulundukça daha önemli olayların olacağını düşünmek hiç de zor değildir. Olayları araştırmak üzere Adana’dan da bir heyetle bir doktorun acilen gönderilmesi.

 

Vilayete surettir

Çok acildir

Dörtyol Kaymakamlığı’ndan gelen telgraf aynen çekilmiştir. Şimdiye kadar bildirildiği gibi Ermeni Fransız askerlerinin çıkardıkları olaylar her gün bir şekilde devam etmektedir. Müslüman halk ile gerek Ermeni askerleri ve gerek köylerine dönen Ermeniler arasında giderek daha feci olayların olacağı muhakkaktır. Bu sebeple şimdiden ciddi girişimlerde bulunularak huzur ve güvenin sağlanması ve halk ile Ermeniler arasındaki düşmanlık ve intikam duygularının tamamen giderilmesi gerekmektedir. Şu anki duruma göre Ermeni Fransız askerleri buralarda bulundukça yerli Ermenilerin yatıştırılması ve feci olayların önüne geçilmesi mümkün olmayacaktır. Daha önceki emre göre işgal kuvvetleri içerisindeki Ermeni askerlerin yerine medenî ve itaatkâr Fransız askerlerinin getirilmesi gerekir. Jandarma kuvvetimizin şu anki durum nedeniyle yetersiz olması ve ihtiyaçlarının düzenli olarak sağlanamaması sakıncalıdır. Dörtyol merkezi dağınık bir şekilde bulunduğu için buraya vilayetten yüz elli askerlik bir kuvvetin acilen gönderilmesi halinde düzenli olarak devriyeler arttırılacak ve olayların önünün alınabilmesi mümkün olacaktır. Halkın heyecanı ve köylerini terkederek öteye beriye dağılmaları dikkat çekicidir. Kuvvetin gelmesiyle heyecanın yatışacağı ümit edilmektedir. Katliama kalkışan Fransız Ermeni askerleri de ibret olması için kanuna uygun şekilde tutuklanıp cezalandırılmalı, bu iş için karma bir heyet acil olarak gönderilmeli ve yapılacak tahkikata göre Ermeniler cezalandırılmalıdır. Verdiğim bilgiler doğrultusunda gerekenin yapılmasını ve sonucunun bildirilmesini makina başında beklerim efendim.

2 Ocak 1919

Cebel-i Bereket Mutasarrıfı

Hüsnü

BOA. HR. SYS. 2555-3/105

 

 

Bâb- ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyet-i Umûmiye Müdîriyeti

Suret

Osmaniye Jandarma Taburu Kumandanlığı’na

Bu gün Karakese’ye gittim. Yanımda iki Fransız çavuşu vardı. Beş altı erkek, iki kadın vurularak ölmüş, iki kişi de yaralanmıştır. Epeyce sığır da telef edilmiş hatta bazı evlerin eşyası da yakılmıştır. Köyün içinde Fransız fişek kovanları buldum, alarak Fransız çavuşlarına verdim. Fransız askerleri o köye kadar girmiş, rastgeldiklerini öldürmüşlerdir. Ahaliyi sükûnete davet ettim. Ölüleri kaldırmayacaklar. Heyet gelsin, görsün. Kaymakam bey yazmıştı. Ben yazamadım. Üzerli olayını bildiriniz. Bundan başka iki Ermeninin de ayağından vurulduğunu gördüm. Meseleyi küçük ve önemsiz göstermek için çalışmaktadırlar. Buna meydan vermemek için ne lazım ise yapılması gerekir. Her tarafa devriye çıkaramıyorum. Elimdeki kuvveti çıkarmam tehlikelidir. Üzerli halkı Saidiye’ye kaçmıştır. Bunların eşyasını Dörtyol Ermenileri dün geceden beri yağma etmişlerdir. Fransız Ermeni askeri tamamen gözaltında ve dışarı çıkarılmamaktadır. Müslüman halkın taşkınlıklarını engellemek için kaymakam beyle çalışıyoruz. Yalnız kuvvet yetiştiriniz. Mevcudum tamamen buradadır. Dört askerim Karakese’de bir Fransız çavuşuyla beraberdir.

1/2 Ocak 1919

Dörtyol,

Hasan Hulusi

Adana Jandarma Alay Kumandanlığı’na

Dörtyol Jandarma Kumandanlığı’ndan alınan telgrafın suretinin yukarıya çıkarıldığı arzolunur.

3 Ocak 1919

Hafız Kadri

 

Vilayete bildirilmiştir. Gereği.

3 Ocak 1919

Alay Kumandanı

Hamdi

 

BOA. HR. SYS. 2555-3/112

 

Bâb-ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyet-i Umûmiye Müdîriyeti

 

Suret

Osmanlı* Jandarma Taburu Kumandanlığı’na

Şimdi ortalık sakindir. Yalnız Üzerli mahallesinde yaşayan Müslümanlar Saidiye’ye kaçmışlar, eşya ve mallarını yerli Ermeniler yağma etmişlerdir. Karakeseliler de dağa kaçmışlardır. Şimdi bu köy halkını teskin etmeye gidiyorum. Ama acilen kuvvet gönderin. Tahkik heyetini  Adana’dan süratle göndersinler. Meseleyi Fransızlar önemsiz göstermek istemektedirler. Bunu kendi gözleriyle görecek yabancı ve Osmanlı memurlar gelmelidir. Nöbetçinin silahını henüz iade etmemişlerdir.

Dörtyol Takım Kumandanı

Hasan

Jandarma Alay Kumandanlığı’na

Dörtyol Takım Kumandanlığı’ndan alınan telgrafın sureti yukarıda çıkarılmıştır. Buradan on jandarma gönderildiği, on tanenin de Dörtyol’a kaydedilmek üzere olduğu arzolunur.

2 Ocak 1919

Tabur Kumandanı

Kadri

BOA. HR. SYS. 2555-3/110

 

Bâb-ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyet-i Umûmiye Müdîriyeti

 

Suret

Karakese köyünden isimleri belirlenen dördü erkek, ikisi kadın olmak üzre altı kişi ölmüş, bir erkek ve bir kadın da yaralanmış, kırk beş- elli kadar öküz ve inek itlaf edilmiş, bir kaç eve girilerek eşyaları yakılmıştır. Bu işi yapanların Fransız Ermeni askeri oldukları, Çaylı’da geçici olarak oturan Karabilanlı (?) İbrahim’in, Üzerli’de Ermeniler tarafından yağma edilen Hacı Ali Efendi’nin eşyasını Çaylı’ya götürmek üzereyken yine Üzerli’de elleri bağlanarak boğazından kurşunla yaralandığı, tahkikat sonucunun bildirileceği Dörtyol Kaymakamlığı’ndan şimdi bildirilmiştir. Bugün makina başında verdiğim bilgilerin bir an önce değerlendirilmesini önemle istirham ederim.

2 Ocak 1919

Mutasarrıf

Hüsnü

 

BOA. HR. SYS. 2555-3/109

 

 

Bâb-ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyet-i Umûmiye Müdîriyeti

Suret

Bu ayın biri Çarşamba günü ezanî saatle on bir sularında Karakese köyünde meydana gelen korkunç saldırı hakkındaki soruşturma ve izlenimleri açıklayan rapordur:

Üzerli olayının ardından şikayet için gelen Müslüman halktan Hacı Ali Efendi’nin oğlu Mehmed ve arkadaşlarının başlarından geçenlerin arkasından kışlada ve diğer yerlerdeki Ermeni askerleri Karakese’ye giderek köyün her tarafını kuşatmışlar, dağa kaçabilen çoluk çocuk erkek ve kadınlar dışında bazı arkadaşlar aşağıda anlatıldığı şekilde öldürülmüşler, evleri yağma edilmiş, eşyalarının bir kısmı yakılmıştır. Köyün çeşitli yerlerinden toplanan boş  fişek ve kovanlarla şarjörlerin Fransız malı oluşu, meydana gelen korkunç olayın askerler tarafından gerçekleştirildiğini, Müslüman olmayan ahalinin bunlara uyarak sadece yağma ile yetindiklerini göstermektedir. Olayın ardından İşgal Kuvvetleri Kumandanı Rupen’in hemen kışlaya giderek bütün askerlerin katılımını engelleme konusunda gösterdiği gayret mezalimin yayılmasına mani olmuştur. Katliamın evlerin içerisinde yapılmış olması ve öldürülenler arasında kadınların da bulunması halkın askere karşı silah kullanmadığını göstermektedir. Şarjörler içerisinde Fransız malı dışında tüfeklere ait şarjör bulunmaması da bunu teyid etmektedir.

1- Askerin köye hücum ve taarruzu üzerine Karakese köyünden Musa Yahya’nın oğlunun hanesinin alt katındaki ahıra mahalle kadınlarından Kel Ahmed oğlu Yusuf’un hanımı Ayşe, Gülemez (?) Hüseyin’in kızı Meryem, Musa’nın hanımı Havva, Çağlaklı Ali Ağa’nın kızı Hatice, Tavil Hüseyin’in hanımı Emine ve gelini Esma, Kürd oğlu Mehmed’in hanımı Silvan, Baba Hasan’ın kızı Fatma, Haralı (?) Musa oğlu Mehmed’in hanımı Fatma, Maruf kızı Ümmühan, Çormuk (?) Ahmed’in hanımı Fatma, Kara Ali’nin hanımı Hatice,  Mahmud’un oğlu Bestami, Kara Ali’nin oğlu Mehmed ve daha birkaç kız ile Topal Hasan oğlu Ali ve Esma oğlu Mehmed  sığınarak kapıyı içeriden kilitlemişlerse de oraya gelen askerler “kapıyı açın, yoksa kırarız” demişler, bunun üzerine içeriden çığlıklar, bağırtılar kopmuşsa da zorla kapıyı kırmaya teşebbüs etmişlerdir. Dışardan kapıya doğru silah kullanmışlar, mermilerden Kel Ahmed’in oğlu Yusuf’un hanımı Ayşe’yi sağ kulağından yaralamışlar ve kapıyı zorla açmışlardır. Kadınlar dışarı çıkarılarak sıra ile dizildikten sonra Topal Hasan oğlu Ali  ve Esma oğlu Mehmed kadınların karşısında on adım ötede bahçenin yol tarafındaki bir yerde kurşuna dizilerek feci surette öldürülmüşlerdir. Kadınları da “daha buralarda saklanmış erkek varsa gösterin, öldüreceğiz, size şimdilik bir şey yok. Bundan başka iki partimiz daha var” gibi sözlerle tehdit edip korkutmuşlardır.

2- Kızıl Osman’ın hanımı Durdu’nun evine girilmiş, kendisi evin içerisinde göğsünden iki ve yüzünden bir süngü yarasıyla öldürülmüş, sandığı açılmış, bir kese içerisindeki beş Osmanlı altını alınmış, para alındıktan sonra kese evin önüne atılmıştır.

3- Altmış yaşlarında olan Gülemez oğlu Hasan kaçmak üzere dağa doğru giderken Kel Ahmed’in bahçesinde silahla yaralanmış,  bu ayın ikisi Perşembe günü ezanî saat sekiz-dokuz sularında ölmüştür.

4- Üç asker Kök (?) Ahmed oğlu Hacı’nın hanımı Havva’nın evine gitmiş, kadının hasta olan kızının hayatına kastedilmemesi yolundaki istek ve ricaları her ne kadar ikisi üzerinde iyi bir etki uyandırmışsa da üçüncü asker rica ve isteklere kulak asmamış, silahla altmış beş yaşındaki Havva’yı göğsünün sol alt tarafından yaralayarak hayatına son vermiştir.

5- Musa oğlu Mehmed, Abacılı Seydo ve Harati oğlu Mostok evinin doğu tarafındaki yol üzerinde Dörtyol gayrimüslim halkından Altıparmak oğlu Zakar (?) ve Ocaklı Bodrum oğlu Kigork ve Haçinli Kalaycı Surop ile otururlarken gelen Ermeni askerler, içlerinde Ermeni varsa ayrılmasını söylemiş, Ermeniler ayrıldıktan sonra Müslümanlar öldürülmüş, sadece Harati oğlu Mostok kaçarak kurtulabilmiştir.

6- İdare azasından Mehmed Efendi evinin ön tarafında dışarıdayken aşağıdan gelen askerlerle bazı yerlilerden oluşan bir kalabalık görerek kaçmaya çabalamış, hemen arkasından silah kullanılarak öldürülmeye çalışılmış ise de çalıdan çalıya sığınarak dağa doğru kaçmış, dağa kadar takip edilmiş, bir dere içerisinde bulabildiği bir deliğe girerek hayatını kurtarabilmiştir. Ancak evindeki yatak kabı ve döşemesi tamamen yağma edilmiştir.

7- Apak oğlu Halil İbrahim’in evine gidilerek elbise ve döşemeliklerinin iyi ve kullanılabilir bölümü yağma edilmiş, geri kalanlarla zahiresi yakılmıştır.

8- İmam Abdullah Efendi’nin evinden de alacaklarını aldıktan sonra geriye kalan kitaplarını yakmışlardır.

9- Dellal oğlu Ahmed’in evindeki çamaşırlarla beş lirasını almışlardır.

10- Halil İbrahim’in evine girmişler, zahire ve erzakını yakmışlardır.

11- Eyüb oğlu Halil’in üç kat yatağı, bulgur vesâiresi yakılmıştır.

12- İbrahim oğlu Ahmed’in sandığı açılarak içinde bulunanlar, Durmuş Ali oğlu İbrahim’in, oğlu Abdullah’ın bir ve Küçük Ali oğlu Mosto (?)’nun iki dükkanındaki levazım yağma edilmiştir.

13- İbrahim oğlu Ahmed ile Ali Ağa’nın oğlu Ahmed’in evlerine de girilerek birer sandık içerisindeki eşyaları yağmalanmıştır.

14- Çeşitli kişilere ait on altı sığır ve inek ile iki kısrak itlaf edilmiştir.

4 Ocak 1919

Dörtyol Kaymakamı

Midhat

BOA. HR. SYS. 2555-3/106, 107

 

Bâb-ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyet-i Umûmiye Müdîriyeti

 

Suret

Yüzbaşı Mustafa Efendi adında Adana’dan İstanbul’a geçmek üzere gelen bir şahıs Ermeni kökenli bir Fransız askeri tarafından üç yerinden ve kalbinden yaralanmıştır. Yüzbaşı Mustafa Efendi vefat etmek üzeredir. Hastaneye kaldırılmıştır. Olay sebepsiz yere ve sadece Türk-Ermeni unsurları arasında süregelen soğukluktan ortaya çıkmıştır. Olayı yapan kişi Fransız kumandanı tarafından tutuklanmıştır. Tahkikat sırasında Fransız Kumandanlığı’na gittiğimizde bütün askerler nokta kumandanı ile bana hitaben “katiller, canavarlar daha burada geziyorsunuz” diyerek hırsla mevkiimizi işgal etmişlerdir. Fransız askeri sıfatıyla burada bulunan iki yüz elli Ermeninin süngüsüne karşı burada beş on jandarma mevcuduyla miskin ve aciz durumdayız. Ne yapacağımızı şaşırdık. Bütün memurlar bu katliamdan kurtulmak için akşama doğru kaçacaklardır. Çünkü hayatımız tehlike altındadır. Tahkikat yapamıyorum. Kuvvetim yok. Karşımda yaralı, başında Fransız askerleri duruyor. Dört gün önce şifre ile kuvvet istedim. Halkın dehşet içinde bulunduğunu bildirdim. Bu durum karşısında ben de çekilmeye mecburum. Namus ve haysiyetimiz ayaklar altına alındı. Makina başında cevap bekliyoruz. Emniyet Dairesi de güvenlik kalmadığından çekileceğini bildirmiştir.

4 Ocak 1919

Pozantı Müdürü

Niyazi

BOA. HR. SYS. 2555-3/111

 

Bâb-ı Âlî

Dâhiliye Nezâreti

Emniyet-i Umûmiye Müdîriyeti

 

Suret

1- Ayas kazasının Zeytunburnu köyünden ve Aydınlı aşiretinden Deveci Hacı Mehmed oğlu Ali’nin iddia ve şikâyeti:

Aralık ayının yirmi altıncı günü develerle Misis köprüsü yanına geldiğinde Fransız elbisesi giymiş askerler önüne çıkarak “develerde ne var” diye sorup vurmaya başladıkları gibi oturdukları eve alarak hapsetmişler, yanında bulunan ekmeğiyle tütününü almışlar, develerde bulunan ticaret mallarını yüklettikten sonra serbest bırakmışlardır. Olayı gören kimse olmamıştır. Tokatla dövülmüşse de vücudunda darp izi yoktur. Ayrıca üzerinden aldıkları bir mecidiye kağıt parayı da yırtıp ayakları altında çiğnemişler, darp sırasında da “siz bize vaktiyle yaptınız şimdi biz de size yapacağız” demişlerdir.

2- Aralık ayının otuz birinci pazartesi gecesi Bahçe kazasının Müslüman mahallesinden on dört yaşlarında Ökkeş Efendi Bahçe istasyonundan Toprakkale istasyonuna geldiğinde, bulunduğu vagona Fransız asker elbisesini giymiş üç asker gelmiş, bunlardan ikisi süngü takarak aşağıda beklemiş, Türkçe lisanına aşina bir diğer asker de bulunduğu vagona girmiştir. Silah aramak bahanesiyle vagondaki diğer kişilerin de üzerini aramış ve silah adına bir şey bulamamış, şikayetçi Ökkeş Efendi’nin paltosunun cebinde bulunan altmış liralık kâğıt parayı alarak gitmiştir. Gece Ceyhan istasyonuna geldiklerinde yine orada Fransız elbisesini giymiş bir asker, bulunduğu vagona girerek otuz kıyye miktarı incir ve helvasını gaspetmiştir.

Şahitler

Bahçe kazasının Ermeni mahallesinden 1889 doğumlu İsani oğlu
Sarkis.
  Bahçe kazasının orman başbekçisi Ahmed Efendi’nin oğlu
Ahmed Selim Efendi.
 

Bunlar şahittir ve ifadeleri alınmıştır.

Diğer şahitler:

Bahçe kazasının Ermeni mahallesinden Karabet ve Kürt Mehmed de görmüşler ise de memleketlerine döndüklerinden ifadeleri alınamamıştır.

BOA. HR. SYS. 2555-3/108

 

 
 
Copyright © 2004 - 2014  dortyolhaberleri.com
Dörtyol Haberleri | Güncel haberler Dörtyol Hatay
Bu sitedeki bilgiler, bir hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçemez. Sitemizde yer alan tüm içerik tamamıyla bilgilendirmeye yöneliktir, Sitede yer alan bilgilerin doğruluğu ispatlanmamıştır.
Online Ziyaretçi :9 | Bugün :69 | Bugün Çoğul :53184 | Toplam Tekil :789626 | Toplam Çoğul:18630949 | İp No :54.82.229.76